Yarı dönem tatilimin büyük bir kısmını İstanbul'da geçirmekle ne kadar doğru bir şey yaptığımı geri dönme vaktim yaklaştıkça içimin burkulmasından anlıyorum. Evet, geri döneceğim için burkuluyor içim, evet bu tatil de inanılmaz stresli, yorucu ve kelime anlamından uzaktı. Nihayetinde hepsine değdi diyebilirim, bu sefer İstanbul'un tarihine başka bir gözle baktım, farklı kültürden kişilerce nasıl yorumlandığına tanık oldum.
Almanya'dan benimle maceraya atılan dostlarım Angela ve Daniela çoktan bu yolculuğu bitirip döndüler. Onlarsız ve yine ailemle Almanya öncesi hayatımı yaşıyor gibi göründüğüm hâlde, telaşlıyım, sabırsızım ve gelecek dönem Fraunhofer Institute ile başlayacak yeni iş hayatım, gelecek dönem alacağım derslerle ilgili araştırmalarım, hazırlıklarım var. Şu önümde kalan dört gün daha çok gündemimde bu konular var, tabii bir de kardeşimin YGS sınavı. Bu zorlu süreçte onun yanında olabilmek bile tek başına her şeye değer.
Onun yapmak istediği tercihler az çok şimdiden belli olsa da, üniversite sınavları sonrası bilgisayar mühendisliği tercih etmek isteyen öğrencilere diyebileceğim, her ne kadar kendini geliştirme avantajı bizim bölüm için üniversite etiketini önemsiz kılan bir gerçek gibi görünse de, Türkiye'de açılmış bilgisayar mühendisliği programlarından çok azının hakkını verebildiğini bilip mümkün olduğunca yüksek puanlar yapmaları ve gerek ders programı, gerek öğretim üyesi çeşitliliği batı üniversitelerine yaklaşanları tercih etmeleri. Tabii programcılık değil, mühendislik hedefleniyor kabulüyle yazıyorum. Gerçi, epey detaylı ve gerçekten saatlerce üzerine yazı yazabileceğim bir yere doğru gidiyor. Bir hayli şey isteyen ama hiçbir şey vermeyen hocalar, hocasıyla ve bilhassa birbiriyle alakasız dersler ve uzmanlaşmaya asla olanak vermeyen ders programları, programlamadan daha ilk dönemden soğutan ezbere dayalı ve bazen hiçbir şeye dayanmayan eğitim ben mezun olalı iki yıl olmasına rağmen bir yerlerde hâlâ yaşatılıyor olmalı. Bu ortam benim kendime inancımı yitirmeme, farklı sektörlere geçmek için yeni arayışlar edinmeme neden olmuştu, bugün iyi ki mücadele etmişim, iyi ki mesleğime tutunmuşum diyorum, mesleğimi en karamsar olduğum dönemde bile sevmiyor değildim, sadece bana anlamlı gelecek bir bütünü lisansın ilk üç yılında görememiştim, arkada hep kafa karışıklığı vardı. Tanıdığım hemen herkeste vardı bu kafa karışıklığı ve önümüze bir profil bile konulmadan artık mezunduk. Evet, bugün kafası karışık herkes iyi şirketlerin bilgisayar mühendisi kadrolarını dolduruyor. Lisans sonunda yurt dışında İngilizce biliniyorsa hemen her ülkede kolayca iş bulabileceğiniz bir mesleğiniz olmuş oluyor, batılı ülkelerin verdiği yeşil kartların bir kısmında önceliği var, her yıl binlerce mezuna rağmen sektörü doymadı, doymuyor.
Belki de bunun bir kanıtı olarak, Almanya'da ikinci işime, yardımcı araştırmacı olarak başlıyorum. MP3'ün icat eden Fraunhofer Araştırma Birimlerinin Dortmund'daki Yazılım ve Sistem Mühendisliği üzerine uzmanlaşan şubesinde e-healthcare projelerinde ilk başta üç aylık bir görevim olacak, sonrasında projenin durumuna göre görev yeniden şekillenecek. Yeni değişikliklerle takvimim iki gün okul, üç gün iş şeklinde. Almanca ödevlerimi de işe giderken trende yaptım mı, her şey tamam sanki.
- University of Duisburg-Essen L Area
Staying up all the evening in the library starts as a hobby, then slowly captures your life. Nothing satisfies me but so damn smell of books. Last night I really wanted to sleep there because of fragging cold outside. Nevertheless, this mood is also supposed to be explained in some books. Well, I must say, the time does fly fast when I start the semester, my exams are going to start by next week.
My preparation started with new decisions. I finally managed to deactivate my accounts in some social networking websites, so I have more time to discover on web, I squander my all energy in this websites in fact, especially while I have many things to learn (?) I have this semester two robotics courses, many attractive and useful articles are there, up to you. Ah! It's really funny that everyday you complain about no time for them, however you spent almost half of the time on Facebook when you were in front of the computer. No more Facebook, no more complaint! I think, that must be one giant leap for a man, a small step for mankind.
As I've said before, "exams" are in the way. A number of exams are waiting for me, so I started reading Israel Koren and Behrooz Parhami's books, Computer Arithmetic Algorithms. Every computer scientists know about 1's and 2's complement system in some degree, the books provide a large variety of unconventional methods, e.g. nega-binary number system which has been proposed for signal processing. It helps us to explain why some methods are not commonly used in our world, as well as several number systems are proven to be more efficient. They also include the details surrounding Floating Point Numbers, simple operations logic, restoring and non restoring division and its problems in early microprocessors of Intel. I stumpled upon also other relevant topics!
I like keeping track of some underrated topics in Maths or Computer science.
I woke up with a teribble headache one morning, my room was blank and dark, a stupidly louded alarm clock drived me crazy and I thought, my neighbours as well. I did not want to move even a bit, just reached out and took the clock. I could not somehow turn it down, so I pushed it through my bed, under my pillow. When I turned the lights on, I firstly faced all unfinished assignments on the table, suddenly I felt something moved on my head. When I turn left a bit, Oh I could see a creature's reflection in the mirror. He was riding on my shoulders, he did not look like happy or cheerful, maybe sour and proud. I did not know what to do, I have just felt as if I must obey him and make him direct me so I should have began to make him so pleased of what I would do all day long. When I went out, I saw many people with such creatures were walking with them. S. Freud was so right, happiness never depends on what you got, comfort, your unlimited desire to consume would make you more discontent than ever! To admit, I was discontent too. The creature on my shoulder said, he was not happy either. I could hear just some orders from my lovely creature: "come on, you need to work more, you are not enough, be perfect, you need to own more, do it, get it, go there..."
Today, I realized that this creature is not actually a part of human nature. I made an vital decision. Firstly, I gave him a kick and then I did just what I wanted today. I read some books and listened to one of my favorite bands, Beirut, especially the song called rhineland, I smiled once more:
"Life, life is all right on the Rhine No, but I know, but I know I would have nowhere to go No, but there's nowhere to go, to go"
As a matter of fact in creature story, a real comfort starts being aware of that we must avoid thinking, whatever we want, must be filled in perfectly, since perfect never exists indeed. It can be only called perfect iif you do completely a match yourself with it. In our lives, we will experience discomfort, disasters, even epic fails, thus they'll teach us lessons, help us grown and make us sense a real being of human. - these are inevitable parts of our existence, not creatures.
Pic source: http://xkcd.com/208/
There are many papers, colorful pens, even banana skin on my messy table, so I am ready to learn Automata Theory and Formal languages at home. Only problem I had so far, it is going on slowly a bit, as I read instructions and solve problems on my exercise sheet, somehow remember about people's remarks on irrelevant historical events, or wonder the price of bags, shirts, so on, search in online markets, suddenly seeing some interesting words, to look up for the meaning in German, respectively. Oh, I hear as though the word "procrastination" sounded somewhere, well done!
On the other hand, I carried out whatever I learnt so far, the capability of Finite Automata, DFAs, NFAs, Chomsky Hierarchy, Regular Expressions. I wrote down all the characteristics to bear it in my mind till final exam. As the weather is so bad, I should end up with the rest until this evening. Oh! There are many things to do. Hopefully, RE-Man will appear to bring me a coffee at the end.
- Biraz İngilizce, biraz Türkçe gönderdiğim postlara bir Türkçe post daha ekliyorum, aralık ayına pek alışılageldik sayılamayacak notlar sığdırdım. Bunları kendi dilimde toparlamanın daha iyi olacağı kanısındayım, interaktif sözlük denilen alternatifleriyle aram son zamanlarda iyi değil. Hem neden bir bloğum varken, başka yere ihtiyacım var, değil mi?
- Alışılageldik olmayan notlardan birincisi, son zamanlarda hızlanan Noel ve yeni yıl etkinlikleri. Kasım ayının sonundan itibaren fırsat buldukça Almanların "Weihnachtsmarkt" dedikleri marketlerini gezdikten sonra, bu ay daha çok Christmas Party'ler, alışverişler, hediyeler gündemdeydi. Açıkçası, bana baştan beri olan biten çok ilginç geliyor, derslerden geriye kalan zamanda, yorulduğumda, en azından Noel şarkıları dinlerim diye Königstrasse'nin yolunu tutuyorum.
- Geçen hafta yurtta yaptığımız Putzparty (temizlik partisi) - katta yaşayan herkesin eldivenini takıp, eline bez aldığı, mutfağı baştan aşağı temizlediği etkinlik oluyor bu- sonrası bir sonraki hafta mutfakta Christmas Party ile ödüllendirildik. Parti mülayim yurt sakinleri için müzik, glühwein, bira, Apfel ve Topfen Strudel, ufak kekler, çikolatalar falan demekti. Parti timi, tam zamanında ordaydı tabii, birkaç saat sonra masadaki kırıntıları eliyle toplamaya çalışan insanlar görülüyordu. Bu arada unutmadan, partinin resmi dilleri İspanyolca ve İngilizce idi. Güney Amerika'da ölen işçiler için saygı duruşuna falan geçtik hehe, tabi bu şaka. Peru, Kosta Rika, Kolombiya'dan konuklarımız vardı. Gerçi Kolombiyalı arkadaşım Gladys, bizim yurdun yeni sakinlerinden. Zamanında Kolombiya'da İslam dinini yayma amaçlı kurulan dernekleden biri İstanbul'a falan getirmiş kızımızı, bütün akşam Mahmutbey, Taksim, Simit Sarayı, Muhabbet kuşu, boğaz falan konuştuk kendisiyle. "Bir kez daha İstanbul'a geldiğimde beni gezdirir misin? " diye sordu, "beni Kolombiya'ya götürürsen neden olmasın?" cevabını verdim. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Güney Amerika insanı kadar elini, kolunu, mimiklerini kullanan bir millet daha yok sanırım. Meksika dizilerinde gördüğümüz çok sıradan iki cümle söylerken bile o kadar heyecan yapan insan evlatlarını kanlı canlı gözlemledim.
- Bu arada, strudel Alman'ların bizden öğrendikleri bir yiyecekmiş. Bir Alamancı söyleseydi belki çok inanmayabilirdim lâkin masadaki Almanlardan biri söyledi, ona göre; kuşatma sırasında bu turta tarzı yiyeceğin yapıldığını görüp öğrenen Avusturyalı bir amcamız, kendi yaratıcılığı ekleyip, krem peynirle falan zenginleştirmiş, neticede böyle bir şey çıkmış ortaya. Ben de kendisine bu turta tarzı yiyeceğin aslen baklava olabileceğini söyledim. Bugün internetten biraz bakınca ne kadar doğru sallamış olduğumu görüp, mutlu oldum.
- Mutfak partisi sonrası, çok geçmeden, partinin kalbine, yurdun barına indik. Ben sadece Franzilerin okul partisi olduğu için ortamı merak ediyordum, Türk filmlerinden aşina olduğumuz ışıklar altında yabancı müzikle dans eden tipler hep ilgimi çekmiştir. Aşağı iner inmez, Gladys bir anda üç beş Kolombiyalı hemşerisiyle tanıştı, kalabalıkta hemen herkes var da Türk yok mu diye düşünürken, Onur diye bir arkadaş kendini tanıttı. İki Türk Almanya'da bir araya gelince, ne konuşulur? Tabiki göç meselesi. Etrafa şöyle bir göz attıktan sonra, "aman ben de bir şey sandıydım?" düşüncesiyle odama çıktım.
Derslerin yoğunluğu arasında nasıl geldiğini bilmediğim bir Christmas Party de böylelikle sonlanmış oldu. Etkinliğin, perşembe günü aralıksız 12 saat ders sonrası - pedagojik anlamda bir facia, evet- bedenim önde, kafam arkada eve geldiğimin ertesi günü olması güzel bir zamanlamaydı bence. Dönem sonuna yaklaştıkça bendeki ders stresinin ne kadar arttığını düşününce, bu etkinlikten bir tane de mart ayına lazım. Artık dışarıda çalışmadığım için daha fazla zaman ayırdığım Robot derslerim kâbusa dönmüş durumda, misal üzerinden uzun zaman geçtiği için hatırlayamadığım integral kurallarını bitirememişken, bir dolu formülle uğraşıyorum. Diğer yandan, şubat ayı için iş bakmaya başladım bile. Tüm bu belirsizlikler içerisinde 2011 yılını arkada bırakırken, güzelliklerin sizinle beraber 2012'ye varması; pişmanlıkların, hayal kırıklıklarının, her türlü olumsuz şeyin 2011'de kalması dileğimi bir kez de buradan duyurayım.
- Dortmund Weihnachtsmarkt
Başlığı böyle seçmemin sebebi, daha üniversiteye başladığım ilk yıllar bir arkadaşımla paylaştığım, "üniversite bitince yapılacaklar listesi" nin izlerine ulaştım şu sıra. Şu an kendisiyle arkadaşlığım Facebook düzeyine çekilmiş olsa da, post-ergenliğin kafa karışıklığıyla hayli spesifik şeylermiş üstelik: Almanya'da yüksek lisans, daha çok teknik bilgisayar bilimleri üzerine uzmanlık, bir süre kafa dinleyecek kadar etrafındakilerden uzakta olmak gibi şeylermiş. Aynı kişi bana, "Almanya mı? hâlâ Amerika diye bir yer varken bence orayı düşünme bile" derken, bugün tersini düşündüğünü gösteren bir düzine şey olmuş durumda. Demem o ki, çoğu zaman kendi kişisel tercihlerimizle çıktığımız yollarda, deneyimlerimizle bambaşka fikirler edinerek hayatımıza yön veriyoruz, tutarlı olmayabiliyor yani. Zaten takılacak şey de o olmamalı. Evet, lisans yıllarımın en başında söylediğim şeyler bugün gerçek. Lâkin, çok kere yeniden şekillendi, şartlara göre değerlendirildi, vazgeçildi, yeniden gündeme geldi, unutuldu, rafa kaldırıldı, yeniden konuşuldu. Bir dolu şekillenme süreci ama sonucundan mutluyum tabii.
Çok yakında, buradaki ilk yılım tamamlanmak üzere. Geçen yılın bu zamanlarını görmemiş olmam aslında bu yıl Christmas sezonunu coşkuyla karşılamama sebep oldu, yılın en sevdiğim zaman dilimi hissiyatım pekişmiş oldu- malum, iki yıl öncesinden hayatıma kurulmuş bir taht bu. İlk yıl için ardımda bıraktığım, mini bir iş hayatı, mesleğim açısından ufkumu oldukça genişlettiğini düşündüğüm dersler, farklı kültürden insanlarla beraber yaşamanın kazandırdığı hoşgörüden yardımseverliğe, yalnız yaşamanın geliştirdiği sorumluluk, kendine güven, kendini tanımak gibi bir dolu şeyden sonra, sonrasına bir atıfta bulunayım mı? Sanırım, artık gözünü kapattığı an hayâllerine kaldığı yerden devam edebilecek kadar kanı kaynayan bir genç değilim. Yine de, elbette bundan sonrasına dair bir kalem ve bir kağıt verildiğinde dahi 4-5 çizgiyle anlatabileceğim basit ama çok güzel umutlarım var.
Derken yukarıya şöyle baktım da, şu ana kadarki iki paragrafta 2012'ye dair beklentilerimi hazırlamışım. Geçmişte dilenenlerin bugün gerçekleşmesi hasebiyle ne kadar şükran dolu olduğumu anlatırken araya "madem çalışıyor, öyleyse dilemeye devam" mantığıyla birkaç dilek de sıkıştırmış oldum. Rastgele!
Blogu İngilizce ve Almanca yazma düşüncesindeyken, araya birkaç Türkçe yazı iliştirmenin zenginleştireceğini malum. Yakın zamanda, şu an toparlamaya çalıştığım Computer Aritmetiği, C/R Vision, Test ve Güvenilir Sistemler, Almanca, Dağıtık Sistemler notlarını da paylaşacağım. Noel bayramının bilmediğim bir zaman dilimini Hamburg'ta geçireceğim için geriye kalan zamanda hepsi için bol bol vaktim olacaktır. Lütfen olsun!
- Duisburg Hauptbahnhof
I have trouble learning languages since I used to learn German and some programming languages during my third semester when I was doing my bachelor. To be honest, with respect to programming languages, German was more time-consuming and less necessary and I gave up learning and delayed it soon after. Now, I have more language classes, much time to learn, I had a lot discussions with others about how we can gain good knowledge in languages and so on. I think, many of them turned out effectively, striking up a conversation was just required to get some brillant ideas. At least, I saw that I am not only person who has fear in speaking activities and they touched on my top two issues among the other questions. These are mainly the following problems and answers:
Hang on... Did I just say that the points are working very well? Then, I should say.
The problem: When I speak with a German speaker, even though I am pretty sure that the sentence is correct, the native speaker replies it with "wie bitte?" or "sorry?" Then, I feel discouraged upon keeping on speaking, trying to explain the sentence in English.
Answer: It is most common issue the beginners face. Our tutor recommends, to repeat the sentence in a bit louder tone of voice once more. If still has a problem, give up and tell it in English. Pronounciation might not the first topic to emphasize on so try to reinforce your language basics at first, if you continue doing some mistakes, just let them to correct you, it is not the end of the world!
The problem: I got confused with the smilarly spelled words like "stimme" and "stimmen" in German or same words having different meaning in English. I also got difficulty to remember the prepositions belong to each verb. That's why I can not speak confidently.
Answer: Write at least three such kind of words in German in a paper and build a sentence with them every day and try to review all the sentences regularly! The people who have been living in Germany for more than two years also agreed with the owner of this sentence. Well, I am happy to announce that I have already six post-it notes so far!
Well, it is just a normal phrase which is used call someone to make a 360 degree horizontal spin. However, "barrel roll" has a story, that was a kind of maneuver, significant as an airplane aerial combat technique in World War I and firstly used there. Then, the phrase appeared in as one of Super Nintendo games called Star Fox 64 in 90s again and it is started spreading throughout its origin.
On November 3rd, 2011, we heard that this time the phrase became a query, in funny, dizzy way. The Google Search Engine added it as an Easter egg, if you type the phrase or "Z or R twice" in, that will rotate the whole screen 360 degree. Since last April Fool's Day, another queries, "tilt" or "askew" are leading to unusual results on Google Search Engine as well.
PS: Although Google annouced that this effect can be seen by using HTML5 compatible browsers, it doesn't work in any version of Internet Explorer. That must be an irony !
Do you want to learn MS products while you are studying? Don't worry, your university is most likely a member of this program which allows students and faculty staffs to access and use MSDN Developer Tools and actual Operation Systems ( even Windows 7 Professional, yey ) for free through the agreement. My experience with Visual Studio as a first time was in 2008, was doing my Bachelor - I'd used this program till the graduation. Now, I am happy to download the actual tools again by using MSDNAA after following some simple steps. New version of the program accepts your university e-mail address and password without any Live ID subscription. For the students @University of Duisburg-Essen, it is required to use following link:
www.kuerzer.de/msdnaa
I want to tell you a sad story today. I know someone who started seriously picking up her German language knowledge 8 months ago. She had completed B1 course at a private language course in just 2 months and got to start the university with this ability (?) Then, she realized that she did not digest the rules, exceptions and speaking activities yet, on the heels of the university visa, she had taken B1 again at university. She learnt the same things again even from a rewind, die Kasus, die Adjektive, die Adverbien, die Modalpartikeln so on due to the forgettable things like Die Deklination Adjektive. This semester she is taking B2.1, what a surprise ! Die Deklination der Adjektive questions arose, looked so riddled on the book in the first class where as she felt like a great declination inside. Oh, the story seems to have never "end."
Let's have a look at them again :
Bestimmter Artikel+Adjektiv+Nomen
Singular feminin maskulin neutrum
NOM die rote Rose der blaue Schuh das schöne Haus
AKK die rote Rose den blauen Schuh das schöne Haus
DAT der roten Rose dem blauen Schuh dem schönen Haus
|